- Email: evrehberligi@gmail.com
- Telefon: +90 530 072 6982
Mail: evrehberligi@gmail.com
Telefon: +90 530 072 6982
Öğrenciler Neden Plan Yapar Ama Uygulamaz?
Hepimiz o tabloyu tanıyoruz: Pazar akşamı büyük bir motivasyonla hazırlanan, renkli kalemlerle süslenen kusursuz ders programları… Ancak Pazartesi öğlen olduğunda o plan çoktan rafa kalkmış, yerini suçluluk duygusuna bırakmıştır. Peki, neden plan yapmakta bu kadar iyiyken uygulamakta bu kadar başarısızız? Yapılan araştırmalar, bu durumun sadece bir “disiplin” sorunu olmadığını, derin psikolojik kökenleri olduğunu gösteriyor.
Neden Plan Yapma İhtiyacı Duyarız?
Aslında her öğrencinin elinde kalemle bir kağıdın başına oturmasının çok haklı bir sebebi var. Arıbaş (2021) tarafından yapılan çalışma, zamanın “yerine konması, depolanması veya geri döndürülmesi mümkün olmayan” en kıymetli kaynak olduğunu hatırlatıyor. İşte tam da bu noktada öğrenciler için plan yapmak şu üç hayati amaca hizmet ediyor:
Oluşturulan Planın Uygulanmasının Önündeki Engeller
Planı yapmak doğal bir ihtiyaç olsa da, onu uygulamak bizi farklı engellerle karşı karşıya getirir:
Mükemmeliyetçilik ve Başarısızlık Korkusu: Öğrenciler, mükemmel sonuca ulaşamayacaklarından korktukları için, zihinleri bir savunma mekanizması olarak o işi ertelemeyi seçer. Sorun “yapamamak” değil, “en iyisini yapamama” korkusudur.
Dijital Dünyanın Tuzakları: Kutlu & Demir (2016), evinde internet ve bilgisayar erişimi olan ergenlerin, olmayanlara göre daha fazla erteleme davranışı sergilediğini kanıtlıyor. Sosyal medya ve oyunlar, beynimize anlık haz verirken, planın getireceği uzun vadeli ödülü gölgelemektedir.
Zaman Yönetimi: Bir Yetenek Değil, Bir Pusula: Bir planın suya düşmesini genellikle “iradesizlik” olarak etiketleriz; ancak Sarıkaya Aydın & Koçak’ın araştırması çok daha somut bir tablo çiziyor. Bulgulara göre, akademik erteleme davranışının %46’sı doğrudan zaman yönetimi becerilerimizle şekilleniyor. Bu oran bize şunu söylüyor: Planların başarısızlık mirasının neredeyse yarısı, zamanı nasıl dilimleyeceğimizi teknik olarak bilmememizden kaynaklanıyor. Geri kalan kısım ise tamamen duygusal dünyamızla, yani o anki içsel direncimizle ilgili.
Suçluluk Döngüsü: Çakıcı (2003)‘ya göre öğrencilerin %70’i kronik olarak erteleme yapıyor. Bu “boş zaman”, keyifli bir dinlenme değil; aksine kaygı, düşük özsaygı ve yoğun bir suçluluk duygusuyla geçiyor. Plan uygulanmadıkça özsaygı düşüyor, özsaygı düştükçe bir sonraki planı yapma inancı azalıyor.
Planı Nasıl Kurtarabiliriz?
Araştırmaların ışığında diyebiliriz ki; bir planı uygulamak için sadece bir saat ve kağıda değil, duygu yönetimine ihtiyacımız var.
Küçük Adımlarla Başlayın: “Mükemmeliyetçilik tuzağını aşmanın yolu, adımları küçültmektir. Kusursuz olana takılma, sadece başla.”
Dijital Bariyerler Koyun: İnternet erişimini planlı saatlerde kısıtlayarak dikkatinizi koruyun.
Kendinize Şefkat Gösterin: Bir gün planın dışına çıkmak her şeyin bittiği anlamına gelmez. Özsaygınızı korumak, ertesi gün plana geri dönmenin anahtarıdır.
Unutmayın; en kötü planı uygulamak, hiç uygulanmayan en mükemmel plandan daha değerlidir.